DilekOzcan's Blog

Archive for the ‘Hayat’ın içinden’ Category

pazarlamaci_kedi

Reklam’ın iyisi kötüsü olmaz demişler. Peki pazarlamacı’nın? Her birey pazarlamacıdır aslında. Önce pazarlamaya kendimizden başlarız. Ve hayatımız boyunca bir şeyleri pazarlayarak geçer ömrümüz. Bazen başarlı, bazen başarısız oluruz ama hiçbir zaman vazgeçmeyiz pazarlamadan. Ben şimdi bunları niye mi yazıyorum? Bugün öğle yemeği için Elmadağ’a gittim. Yolun sağında, solunda iki adımda işportacılar ile karşılaşıyorsunuz. Bir işportacı vardı ki ilgimi çekti. Bir kedicik sanki önündeki saatleri o satıyormuşcasına kurulmuştu tezgahın önüne. Sizlerle de paylaşmak istedim 🙂

Reklamlar

mil_anasayfa

Geçenlerde gazetede Milliyet‘in eski arşivlerini internette açacağını okumuştum. İnternette gezerken aklıma geldi ve hemen doğduğum gün (28.09.1983) neler olduğuna baktım 🙂 “Memurlar 5 yıl daha erken emekli olacak”, “Üniversitelerde açık kontenjan dolmadı”, “Konya Bal Yapmaya hazırlanıyor”, “5 Milyona kadar olan konutlar emlak vergisinden muaf olacak”… Acaba ne değişti o günden bugüne düşünmüyor değilim.

Merak edenlere duyurulur….

Not: Milliyet’in arşiv sitesi şuan o kadar iyi çalışmıyor, sürekli kopuyor, geriye dönüyor. Daha yeni olmasından kaynaklı sanırım. Umarım yakında düzelir.

kolaj_baby21

Hayattaki en güzel şeydir çocuklar.  Ilk olarak annenin hamile olmasını öğrenmesiyle başlar heyecan. Daha bir şeye benzemezken onun için heyecanlamaya başlar onu düşünürüz. Önce sağlıklı olsun der sonra kız mı erkek mi olacak diye tahminlerde bulunuruz. Ultrasonda kolu, bacağı, yüzü şekillenmeye başladı mı hemen şöyle yorumlar gelir: kesin bana benziyor! 🙂 Tatlı heyecana bazen telaş eklenir, yok odası yok zıbını, osu şusu… O daha dünyada yokken onun için bir şeyler yapmaya başlar, en iyi ortamı hazırlamak için koşuştururuz. Bazen dünyada bu kadar kötü giden şey varken bir de ben mi dünyaya çocuk getireceğim diye kaygı alır insanı. Ama annesi, babası olarak her türlü şeye göğüs gereceklerini bilir onun en iyi şekilde yetişeceklerini düşününce sakinleşler. O senin, senin kanın, canının bir parçası olmuştur. Vazgeçmek mi?! Onun için ölmeye bile razı oluruz. Bunlar çok güzel duygular. Benim henüz bir çocuğum yok ama arkadaşlarımın hele de son zamanlarda olan bebişlerimizi de katarsak çok kez teyze oldum diyebilirim. Onların hamileliğini neredeyse birlikte yaşadık, anlatılmaz duygular. Bir çocuğun tekme atışından bu kadar mutlu olacağımı hiç tahmin etmezdim 🙂 Bir sürü kuzucuğum oldu, hatta yolda olanlar ya da olması için düşünceleri olan var 🙂 (Serpilciğim bu sana)  Nasıl güzeller, hele o tombiş yanakları, gamzeli elleri, boğum boğum bacakları, kolları. Hele uyurkenki mahsunlaklarını izlemek ne güzel şey. Çok şanslı bebişler olduklarını söyeleyebilirim çünkü harika anne ve babaları var. Onlar için her an her şeyi yapmaya hazır olan fedakar, şefkatli insanlar 🙂 Bütün kuzcuklarımı çok seviyorum ve onları kocaman kucaklıyorum. Bu kuzucuklardan biri var ki o benim için özel biri. Canım kardeşim Barış. Aramızda 7 yaş olduğu için doğumundan bu yaşına kadar (18 yaşında şu an hem de, kazık kadar:) ) gelmesinde önemli katkılarım var. Yeri gelince annelik yapmışlığım, küçükken sallamışlığım, ağlayınca reçelli emzik vermişliğim :), küçücük ellerimle kucaklamak istemişken düşürmüşlüğüm (bunu 5 sene önce itiraf ettim), oyun oynamışlığım, ders çalıştırmışlığım, birlikte gezmişliğim, dertleşmişliğim, kahkaha krizlerine girmişliğim, kız arkadaşlarına onun yerine mesaj atmışlığım, küsmüşlüğüm, ağlamışlığım, idare etmişliğim, kızmışlığım, omuzuna yaslanıp susmuşluğum kısacası hayatımı paylaşmışlığım var. O benim canımdan öte 🙂  O benim hep kuzucuğum ve paşam olarak kalacak. Seni çoook seviyorum canımmm kardeşim.

 

*Bu yazıyı yazmak nereden çıktı derseniz, dün gece rüyamda böyle bir yazı yazıyordum, madem rüyamda yazıyordum niye gerçekte de olmasın dedim 🙂

 

Görel tasarımı: powered by Neslihan 🙂

Çokkk Teşekkürler….

Ne alaka demeyin! Dün Beşiktaş’a gitmek üzere ofisimiz yani Harbiye’den taksiye bindim. Gideceğim yeri tarif etmeye çalıştım, cin gibi taksici hemen anladı nereye gideceğimi. Aradan iki dk. geçti geçmedi taksici döndü kusura bakmayın ama “Terazi burcu musunuz?” dedi, biran şaşırdım evet dedim. Neden sordunuz diye sormama gerek kalmadan hemen burçlar ile ilgileniyorum dedi. Hatta izin verirseniz size birkaç şey söyleceğim dedi ve başladı anlatmaya. Neler anlattığını buraya yazmayacağım ama herşeyi bildi. Hatta 1,5 ay sonra çok güzel bir şey yaşayacağımı söyledi. Eğer gerçek olursa söz buradan duyuracağım 🙂 Sizce de ilginç değil mi, burç servisli taksici 🙂  Ne demişler fala inanma falsız kalma…

Etiketler: , , , ,