DilekOzcan's Blog

Archive for Eylül 2009

mil_anasayfa

Geçenlerde gazetede Milliyet‘in eski arşivlerini internette açacağını okumuştum. İnternette gezerken aklıma geldi ve hemen doğduğum gün (28.09.1983) neler olduğuna baktım 🙂 “Memurlar 5 yıl daha erken emekli olacak”, “Üniversitelerde açık kontenjan dolmadı”, “Konya Bal Yapmaya hazırlanıyor”, “5 Milyona kadar olan konutlar emlak vergisinden muaf olacak”… Acaba ne değişti o günden bugüne düşünmüyor değilim.

Merak edenlere duyurulur….

Not: Milliyet’in arşiv sitesi şuan o kadar iyi çalışmıyor, sürekli kopuyor, geriye dönüyor. Daha yeni olmasından kaynaklı sanırım. Umarım yakında düzelir.

Reklamlar

turkuazoo1

tunel2

Gün içinde birden çok kez metroya biniyorsanız ister istemez gözünüz billboardlara takılıyor. Akvaryumlu bir billboard resmen “beni oku, beni oku” diye metronun herbir yerinde. Okuyunca çok şaşırdım. İstanbul’da dev bir akvaryum! Bu çok hoşuma gitti. Hemen sitesinin linkini aldım (Turkuazoo)ve oracıkta açıp siteyi inceledim. 8.000 metrekarelik bir alana yayılmış dev bir akvaryum. Hayal bile edemiyorum. Bu dev akvaryumun içinde 10 binin üzerinde deniz canlısı: köpekbalıkları, ahtapotlara, vatoslar, dev deniz kaplumbağaları gibi hiç görmediğimiz canlılar varmış. Aynı zamanda çocuklar için eğitim programları, değişik organizasyonlar da mevcut. Bu akvaryum Ekim 2009’da açılıyor. Fiyatları ise şöyle: 0-3 yaş arası ücretsiz, 4-16 yaş 18 TL, yetişkinler 25 TL, 4 kişilik aile paketi 75 TL (her ek çocuk için + 15 TL)

Açılır açılmaz gideceğim, çok merak ettim 🙂
*Görseller kendi sitesinden alıntıdır.

kurfal_otel

kurfal_otel_1

kurfal_otel_2

Uzun zamandır yazmadığım bloguma geri döndüm, hoşgeldim 🙂

Geçen haftalarda benim de buralardan gidesim vardı. Biraz kafa dinlemek, stres atmaktı amacım. Şehrin gürültüsünden uzaklaşıp biraz kafa mı dinlemek istiyorsunuz? Çok da uzak olmasın ama doğa ile iç içe olalım mı diyorsunuz? İşte size güzel bir önerim var. Şile-Ağva buralardan uzaklaşmak için iyi bir yer olabilir. Nerelere gidilir, ne yapalır diye internetten aradım durdum. Ben de gözüyle görmeden tatmin olmayanlardanım. Birkaç yeri not aldım ve  yola koyulduk. Pek de arabasız gidilecek bir yer olmadığı için mecburen arabayla gittik, iyi de yapmışız. Yakın bir yer olsa da Ağva’ya giden o ormanlık yol bir türlü bitmedi. Gecenin zifiri karanlığında süren yolculuğumuz Ağva tabelasını görmemizle birlikte son buldu. Biraz turladık ne var ne yok diye. İnsanlar kendi hallerinde dolaşıyorlardı, bir sakinlik vardı. Önce yadırgadık sonra sakinliğin içine dalıverdik. Göksu Deresi yakınında Kurfal Otel’de kalmaya karar verdik. Güzel ufak bir otel. Çalışanları çok samimi. Yemek saatini kaçırmış olmamıza rağmen bize öyle güzel şeyler hazırladıklar ki, çok memnun kaldık. Sadece orta yaş ve üstü olduğunu sanıyorduk ki havuz kenarıda gençlerin toplanıp bağıra çağıra şarkı söyleyip gitar çaldıklarını duyduk. Biz de balkonumuzdan eşlik ettik geç bir saate kadar. Aynı zamanda bu otelde kendi yetiştirdikleri organik sebzeler de vardı. Bir ikram, bir ikram anlatamam. Yetiştirdikleri her şeyi kahvaltı soframıza getirdiler tatmamız için. Ben bu kadar konuk severlik görmedim. Göksu Deresi’ne inmeye fırsat bulamadık ama eminim orası da güzeldir. Hatta otelin deniz bisikleti, kano gibi malzemeleri de vardi konaklayanlar için. Artık başka bir bahara kısmet.

*Fiyat konusuna gelince uygun bir yer. Sakın önceden ödeme yapmayın çünkü gidince siz söylemeden onlar indirim yapıyor. Fotoğraf makinemi yanıma almadığım için görselleri otelin sitesinden aldım.