DilekOzcan's Blog

Archive for Mart 2009

Bugün meşhur kurufasülyeci Hüsrev lokantasında aldık soluğumuzu. Kurufasüyle, pilav ve bu ikliye en çok yakışan turşu siparişimizi verdik. Afiyetle yedik, pekte güzelmiş. Dedikleri kadar var 🙂  Şiddetle tavsiye diyorum. Menüye bakarken ilk sayfada yer alan kuruluş öyküsüne gözüm çarptı. Hacı Abdullah Hüsrev’in memeleketi olan Rize Çayeli’de bakkal dükkanı açmasıyla başlayan bir öykü. Daha sonrasında bakkalı iki bölerek köfte sattıyolar. Daha sonrasında dükkanlarının yıkılmasıyla 1 sene ara veriyorlar ama yeniden açtıklarında daha büyük ve daha şık bir yer açıyorlar. Gel gelelim aile şirket olan hüsrev lokantası şimdi çok meşhur bir yer. Nerden, nereye değil mi? İstanbul’da Gayrettepe (Dedeman Oteli’nin yanı) ve Çapa’da restorantları bulunuyor. Kurufasülye sevenlere duyurulur.

Reklamlar

Önemli bir haberi sizinle paylaşmak istedim.

 

Yüzlerce Twitter hesabı, virüs tehlikesiyle karşı karşıya. Hesap sahiplerine gönderilen mesajda, kullanıcılara, 23 yaşındaki bir kadınla video kamera üzerinden tanışma çağrısı yapılıyor. Mesaj şöyle: “hey! 23/Female. Come chat with me on my webcam thingy here www.{BLOCKED}.com.” (“merhaba! 23/Kadın. Video kameram üzerinden benimle sohbet et. Adresim www.{BLOCKED}.com.”)

 

Yaklaşık 750 Twitter hesabına virüs bulaştı. Trend Micro Güvenlik Uzmanı Rik Ferguson uyarıyor: “Gönderilen mesaj, kullanıcıyı bir porno video kamera portalına yönlendiriyor. Site ise büyük ihtimalle kredi kartı hırsızlığı yapmak için tasarlanmış. Meraktan bile olsa bu siteyi ziyaret etmeyin.”

 

Ayrıntılı bilgi için http://countermeasures.trendmicro.eu/?p=47 adresi ziyaret edilebilir.

kolaj_baby21

Hayattaki en güzel şeydir çocuklar.  Ilk olarak annenin hamile olmasını öğrenmesiyle başlar heyecan. Daha bir şeye benzemezken onun için heyecanlamaya başlar onu düşünürüz. Önce sağlıklı olsun der sonra kız mı erkek mi olacak diye tahminlerde bulunuruz. Ultrasonda kolu, bacağı, yüzü şekillenmeye başladı mı hemen şöyle yorumlar gelir: kesin bana benziyor! 🙂 Tatlı heyecana bazen telaş eklenir, yok odası yok zıbını, osu şusu… O daha dünyada yokken onun için bir şeyler yapmaya başlar, en iyi ortamı hazırlamak için koşuştururuz. Bazen dünyada bu kadar kötü giden şey varken bir de ben mi dünyaya çocuk getireceğim diye kaygı alır insanı. Ama annesi, babası olarak her türlü şeye göğüs gereceklerini bilir onun en iyi şekilde yetişeceklerini düşününce sakinleşler. O senin, senin kanın, canının bir parçası olmuştur. Vazgeçmek mi?! Onun için ölmeye bile razı oluruz. Bunlar çok güzel duygular. Benim henüz bir çocuğum yok ama arkadaşlarımın hele de son zamanlarda olan bebişlerimizi de katarsak çok kez teyze oldum diyebilirim. Onların hamileliğini neredeyse birlikte yaşadık, anlatılmaz duygular. Bir çocuğun tekme atışından bu kadar mutlu olacağımı hiç tahmin etmezdim 🙂 Bir sürü kuzucuğum oldu, hatta yolda olanlar ya da olması için düşünceleri olan var 🙂 (Serpilciğim bu sana)  Nasıl güzeller, hele o tombiş yanakları, gamzeli elleri, boğum boğum bacakları, kolları. Hele uyurkenki mahsunlaklarını izlemek ne güzel şey. Çok şanslı bebişler olduklarını söyeleyebilirim çünkü harika anne ve babaları var. Onlar için her an her şeyi yapmaya hazır olan fedakar, şefkatli insanlar 🙂 Bütün kuzcuklarımı çok seviyorum ve onları kocaman kucaklıyorum. Bu kuzucuklardan biri var ki o benim için özel biri. Canım kardeşim Barış. Aramızda 7 yaş olduğu için doğumundan bu yaşına kadar (18 yaşında şu an hem de, kazık kadar:) ) gelmesinde önemli katkılarım var. Yeri gelince annelik yapmışlığım, küçükken sallamışlığım, ağlayınca reçelli emzik vermişliğim :), küçücük ellerimle kucaklamak istemişken düşürmüşlüğüm (bunu 5 sene önce itiraf ettim), oyun oynamışlığım, ders çalıştırmışlığım, birlikte gezmişliğim, dertleşmişliğim, kahkaha krizlerine girmişliğim, kız arkadaşlarına onun yerine mesaj atmışlığım, küsmüşlüğüm, ağlamışlığım, idare etmişliğim, kızmışlığım, omuzuna yaslanıp susmuşluğum kısacası hayatımı paylaşmışlığım var. O benim canımdan öte 🙂  O benim hep kuzucuğum ve paşam olarak kalacak. Seni çoook seviyorum canımmm kardeşim.

 

*Bu yazıyı yazmak nereden çıktı derseniz, dün gece rüyamda böyle bir yazı yazıyordum, madem rüyamda yazıyordum niye gerçekte de olmasın dedim 🙂

 

Görel tasarımı: powered by Neslihan 🙂

Çokkk Teşekkürler….

kopuslerr1

Gaspar’ ve Yegane aşkının meyveleri 🙂 Çok tatlılar değil mi?

Resim ararken buldum, sizlerle paylaşmak istedim.

2311_a_5623

2311_a_2918

2311_a_617127 Şubat’ta gösterime giren 8 Oscar alan “Slumdog Millionaire: Milyoner” filmini hala seyir etmediyseniz çok şey kaçırdığınızı söyleyebilirim. Müzikler, kostüm, oyuncular, görsellik kısacası herşeyiyle çok etkileyicidi. Hindistan’ın Mumbai kentininde bir mahallede başlayan küçük bir çocuğun öyküsü yani filmdeki adı Jamal olan çocuğun. Zorluklar içinde büyümesi, küçük olmasına rağmen çoğu şeyin farkında olması, istediği şeyi er ya da geç elde edebileceğini bilmesi, aşk, mücadele, şans, acı, hüzün gibi bir çok duygunun iç içe olduğu muhteşem bir film. Şans Jamal’in yüzüne gülüyor ve “Kim Milyoner Olmak İster?” programına katılmaya hak kazanıyor. İşte bu olay hem Jamal için bir şans ve aynı zamanda geçmişte yaşadığı olayları tekrar hatırlatıcı bir kader. Aynı zamanda Jamal’in küçükken aşık olduğu ve ne olursa olsun hiç vazgeçmediği seygilisi içinde yaptıklarını oldukça etkileyici. Bu zamanda böyle dürstlük, böyle bir tutku, böyle bir aşk yok. Şiddetle tavisye ediyorum.

2311_a_73231

Şiddetle tavisye ediyorum. Film’in resmi we sitesi : http://www.slumdogmillionairemovie.co.uk/

yuksektansiyon

Bu aralar filmlere sarmış durumdayım. Özellikle korku filmlerine özel bir ilgim var 🙂 Film almaya gittiğimde “Alexandre Aja”nın diğer bir filmi olan “Yüksek Tansiyon”u önerdiler. Nasıl diye sorduğumda bir çok ülkede yasaklanmış olduğunu sadce izleyince anlayacağımı söylediler. Söyledikleri kadar varmış. Hayatımda izlediğim en dehşet verici korku filmi diyebilirim. Herhalde başka bir korku filmi beni bu film kadar etkileyemez. Neden ve Sonuç ilişkisini aramadığınız ama bol bol “hadi canımmm” diyeceğiniz sürükleyici bir korku filmi. Gerçekten çok başarılı buldum. Sonuçunu asla tahmin edemeyeceğiniz bir film.

aynalar

Alexandre Aja”nın yönettiği “Aynlar” filmini izledim. Güzel bir gerilim filmi.

 

Eski bir polis’in (Ben Carson)  yangında kül olan ve personeli yanarak ölen bir küçük bir alışveriş merkezinde gece bekçiliği yapmaktadır. Bu yıkık mağazada daha önce bekçilik yapan ve daha sonra esrarengiz bir şekilde kendi boğazını aynayla kesen bir bekçinin ölmesiyle film başlar. Ben Carson, kontrol için ne zaman mağazaya girse aynlarda tuaf şeyler olduğunu görür. Aynalar Ben Carson ile temase geçmiştir ve hem kendisinin hem de ailesinin başı oldukça derttedir. Bunu fark eden Ben Carson harete geçer, aksiyon başlar. Devamını izleyin….