DilekOzcan's Blog

Ne yalan söyliyeyim damak zevkime pek bi güvenirim:) Yenibosna’daki Airport AVM’de yeni bir yer keşfettim. Green Salads. Çok fazla çeşit yok ama olanlarda yeter. Genellikle ızgara ağırlıklı. Çorbaları muhteşemmmmm. Özellikle mısır ve brokoli çorbasına bayıldım. Demezsinizki brokoli çorbası, çok değişik ve güzel bir tat. Izgaralar süper, tabakları kocaman. Biz iki kişi anca yiyebiliyoruz. Tabakta salatasından makarnasına kadar herşey var. Bir deçok ucuz. Bakırköy Capacity’de de yeni yerlerini açmışlar. Aiport’taki kadar iyi ahçıları var mı bilmiyorum ama gidilmeye değer.

Reklamlar

Geçen hafta Yunanistan Kavala Belediyesi’nin davetlisi olarak Kavala bölgesindeydik. Otobüsle gidip, döndük. Edirne sınır kapısından çıkıtık dümdüz boş bir yol, yeni yapmışlar. Çok rahattı. Haftasonları gidilebilir. Bir de tam sınırda bir yunanlı amcaya denk geldik tam bir İstanbul hayranıydı. Bizi görünce çok mutlu oldu. Bize İstanbul’da çekildiği fotoğrafları gösterdi. O kadar çok sevindiki, tam gitti diye düşünüyorduk ellerinde keklerle geri döndü.:) İlk öğrendğim yunanca kelime Merhana yani γεια (okunuşu yasu)’du. Çok sevimli ve ufak bir bölge. 5 gün oradaydım ve nerdeyse her yerini gezdik diyebilirim. Fazla insan yok, gürültü yok, trafik yok hatta 2-5 arası kimse çalışmıyor. Sokakta insana pek az rastladık, hele de akşam. Belki yazın böyle ıssız değildir. Evlerin hepsi iki ya da 3 katlı ve bahçeli. Noel dolayısıyla herkes bir ışıklandırma, süsleme yapmışlardı. Kavala’da o kadar çok köpek ve kedi gördüm ki anlatamam. Hayvan dostları olması beni sevindirdi:) Yollar çok boştu ve trafik yoktu dedim ama hız için aynı şeyi söyleyemeceğim. Bir hızlı gidiyorlardı ki anlatmam. Yol boş bas gaza olayı. Bir kaç tane kaza gördüm, arabaları pert olmuştu. Yemekleri bize çok benziyor ama çorba ve demleme çay kültürleri yok. Türk kahvesi ve baklavasını merak ediyorum ki bizimkilerle alakası yok. Yani bizdekiler daha güzel. Baklavaları bizimkinden daha kalındı ama tadı güzel. Filibe antik kenti, Tütün Müzesi, Kavalalı Mehmet Ali Paşa Konağı, Thassos Adası gibi bir çok yere gittik. Şimdilik böyle bir giriş yapıyorum diğer yerleri de anlatacağım.

Damak zevki ayrı bir şey. Ben öyle her yerde yemek yemeyenlerdeyim. Yemek yemek için bir şeyi yemem ve farklı tadları severim her zaman. Bugün Sarıyer’deki “Anzer Sofrası”na gittik. Belki önünden birçok defa geçmişimdir ama hiç dikkatimi çekmemişti. Yemekleri süperdi, doymak bilmedim diyebilirim:). Karadeniz mutfağının ünü meşhurdur, ben öyle çok yöresel yemeklerini yememiştim. Hele bir mıhlaması var ki mükemmel bir şey. Mısır ununda hamsi, sonrasında mıhlama ve arkadaşımın kurufasülyesinden bir iki çatal aldım. Miğdem bayram etti:). Böyle keyifli yemek yiyince o kadar mutlu oluyorum ki sormayın. Bir de Laz böreği tatlısı yiyecektik ama kalmamıştı:(. O da artık başka sefer. Yakında Hamur’da gidip o muhteşem mantısından yiyeceğim. Dört gözle gideceğim günü bekliyorum. Beni görende bu neresine yiyor diye düşünebilir ama ben yemek yemeği sevenlerdim. Herkese “Anzer Sofrası”na gitmeyi şiddetle tavsiye ederim…

meraklisi_icin_bir_hikaye

BEFAD (Bakırköy Ezgi Folklör Araştırma Derneği) olarak organize oluyor ve elimizden geldiğince kültürel etkinliklere katılıyoruz. Geçtiğimiz hafta “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye” oyununa gittik. Tek kişilik tiyatro olan bu oyunu daha önce rahmetli Savaş Dinçel oyunuyordu. Vakti zamanında yaşarken gidemedik ama oyun sonrasında rahmetle andık. Şimdi bu oyunu Naşit Özcan oynuyor. Edebiyatımızın önemli yazarlarından Sait Faik’in öykü ve anılarını konu alıyor oyun. Öyle hikayeler anlatıyor ki Beyoğlunu’dan, Tünel’e oradan çıkıp Takisim Park’ına oradan da Burgazada’ya götürüyor seni. Oyunun sonunda sahnede bulunan heykeli çekliş ile hediye ediyorlar. 38 kişiydik ama bize çıkmadı 😦 Edebiyatı severler için güzel bir oyun.

pazarlamaci_kedi

Reklam’ın iyisi kötüsü olmaz demişler. Peki pazarlamacı’nın? Her birey pazarlamacıdır aslında. Önce pazarlamaya kendimizden başlarız. Ve hayatımız boyunca bir şeyleri pazarlayarak geçer ömrümüz. Bazen başarlı, bazen başarısız oluruz ama hiçbir zaman vazgeçmeyiz pazarlamadan. Ben şimdi bunları niye mi yazıyorum? Bugün öğle yemeği için Elmadağ’a gittim. Yolun sağında, solunda iki adımda işportacılar ile karşılaşıyorsunuz. Bir işportacı vardı ki ilgimi çekti. Bir kedicik sanki önündeki saatleri o satıyormuşcasına kurulmuştu tezgahın önüne. Sizlerle de paylaşmak istedim 🙂

dilek_buzpateni_2

dilek_buzpateni_1

Buz pateni, müziği ve dansı bünyesinde bulunduran bir spordur. Son yıllarda artistik buz patenine olan ilgi oldukça çoğaldı. Özellikle küçük yaştaki erkek çocuklarının ilgisini en çok buz hokeyi çekiyor diyebilirim. Küçüklüğümden beri buz pateni yapanlara ayrı bir hayranlığım olmuştur. Buzun üzerinde kuğu gibi süzülmeleri, kıyafetleri ve dansları hep büyülemiştir beni. Eskiden bir iki sefer denemişliğim oldu tabi ancak geçen seneye kadar hiç ders almayı düşünmemiştim. Ama ne olduysa bir anda karar verdim ve geçen sene bir dönem ders aldım 🙂 Patenleri çok pahalı olduğu ve yurtdışından geldiği için kendi patenimi alamamıştım ve bu nedenle bir süre ara vermiştim. Geçen hafta patenimi aldım ve tekrar derslerime devam ediyorum. Daha yolun çok başındayım ama başaracağım. Herkese şiddetle tavsiye ederim, gelmek isteyenlere seve seve de eşlik ederim. 🙂

*Henüz bazı hareketleri tutunarak yapabiliyorum. Kendi başıma yapmaya başladığımda yeni resimlerimi bloguma ekleyeceğim. Bu sporu Galeria’da yapıyorum.

mil_anasayfa

Geçenlerde gazetede Milliyet‘in eski arşivlerini internette açacağını okumuştum. İnternette gezerken aklıma geldi ve hemen doğduğum gün (28.09.1983) neler olduğuna baktım 🙂 “Memurlar 5 yıl daha erken emekli olacak”, “Üniversitelerde açık kontenjan dolmadı”, “Konya Bal Yapmaya hazırlanıyor”, “5 Milyona kadar olan konutlar emlak vergisinden muaf olacak”… Acaba ne değişti o günden bugüne düşünmüyor değilim.

Merak edenlere duyurulur….

Not: Milliyet’in arşiv sitesi şuan o kadar iyi çalışmıyor, sürekli kopuyor, geriye dönüyor. Daha yeni olmasından kaynaklı sanırım. Umarım yakında düzelir.